23/4/2008 · Kategori: Oyku
NE KADAR EKMEK, O KADAR KÖFTE!
Araba mı ver kardeşim yazısının devamıdır.
Refik, şirket üst yönetimince arabasının elinden alınmasına hem çok şaşırmış, hem de üzülmüştü. İş çıkış minibüse doğru yürürken hala bu olayı düşünüyordu.
‘’ Aslında, yanlış yaptım. İşinize de size de… Demeli ve istifa edip onurlu bir şekilde işten ayrılmalıydım. Ama borçluyum. Sıkıntıdayım. Tek olsam her şey ne kadar kolay olurdu. Ya o zaten parasızlıktan yıllardır boynu bükük yavrularını, daha da kötü günleri görme riskine atabilir miydim? Atamam.’’
’’ Sinirli bir patronla çalışmak her koşulda kötüdür fakat daha da kötü olan hiçbir yanlış yapmadığınız halde size bağıran bir patrondur. Çünkü nasıl bir cevap vereceğinizi bilemezsiniz.
Yöneticiniz size bu şekilde davrandığında verilecek en iyi cevap, hiçbir cevap vermemektir. “Anlıyorum. Verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim.” deyin ve odasından çıkın. Kimse bu kadar yoğun bir adrenalin hücumu karşısında iyi düşünemez. Ertesi gün, yaşadığınız şok soğumaya başlayacak, kendinizi daha güçlü hissedecek ve daha iyi bir strateji kurabileceksiniz.
Patronunuz kötü bir gün geçiriyorsa, olabildiğince alçak sesle ve yavaş yanıt verin. Ilımlı tonlarda konuşmak, sizi bir yetişkin gibi gösterirken, kavgacı patronunuzu çocuk yerine koyacaktır.
Öfkeli ve anti profesyonel davranmaya devam ediyorsa, kendisi ile özel olarak görüşün ve “benimle bu şekilde konuşmaya ihtiyacınız varsa, hiç değilse bunu özel olarak yapabilir miyiz”, diye sorun. Genellikle patronlar böyle zamanlarda sizinle birlikte problemi çözmeye çalışacaktır. Başka bir yöntem ise, konuyu başkalarına götürmeden önce sizin problemi çözmek üzere çaba sarf ettiğinizi ve sadece bir şikâyetçi olmadığınızı göstermektir, bu güvenilirliğinizi arttıracaktır.’’
Ve yine kendi kendine konuştu.
‘’Sayın Chris OTT, bunları yazdığın için sağ ol, ama gel de bunları bizim patrona anlat! Biz doğru dürüst konuşamadığımız birisine kimi, neyi nasıl şikâyet edeceğiz.
Yani, hiçte bana yakışmayacak ama. Gördüğün yalakaya diğerini kesmek, dedikodusunu yapmak. Ya ben bunu da yapamam ki kardeşim!
Bakalım, zaman Refik’e ne gösterecekti. Saçlar önüne düştüğünde görecekti, ak mıydı, kara mıydı?








